/ 
 / 
 / 
Sağ Beyin Eğitimi Üzerine Notlar

Sağ Beyin Eğitimi Üzerine Notlar

Tek boynuzlu atlar aslında gerçektir. Ve küçük bir çocuğun zihninde imkânsız diye hiçbir şey yoktur. Bu masumiyet kaynaklı mutluluk hali Sağ Beyin Eğitimi’nde öğrenmenin anahtarıdır.

Zeka Kartları ile Farklı ve İnteraktif Çalışma Biçimleri

Günler hızla gelip geçiyor, Sevgili Bebek olarak sizlere Zeka Kartlarımızı sunmamızın üzerinden neredeyse 15 ay geçmiş b

Görsel hafıza, hızlı okuma ve ileri-matematiksel hesap yapma gibi yeteneklerden bahsettiğimizde sanki üstün yetenekli çocuklar söz konusuymuş gibi görünmektedir.
Aslında tüm çocuklardan bahsetmekteyiz ve bu yeteneklere erişmek için tek yapmamız gereken rahatlamak ve inanmak…

Küçük çocuklar sonsuz güzel olasılılıklarla dolu sağ beyin dünyasında yaşarlar. Biz de daha çok onlar gibi düşünmeye başladığımızda bu dünyaya adım atabilir ve payımıza düşen güzelliklerden hakkımıza düşeni alabiliriz.

Sağ beynin yetenekleri nelerdir?


Sağ beyin odaklı eğitim verirken, her çocukta ulaşılabilinecek inanılmaz, dâhiyane alanların varlığına inanmalısınız. Sağ beyin yeteneklerinin nörolojik çalışmalardan ziyade sınıflarda, çocukları izleyerek farkına varılabilinecek olgular olduğunu anladık. Dersleri daha hızlı bir tempoya çekerek ve öğrenmeye her duyuyu dâhil ederek, sağ beyinleri işin içine girdiği zaman çocukların neler yapabildiğini gördük.

Sağ beyin yetenekleri



  • Görsel hafıza

  • Hızlı okuma

  • İçgüdüsel-matematiksel hesap yapma

  • Çok sayıda dil öğrenme

  • Üç boyutlu zihinsel görüntüleme

  • Gözlem çalışması

  • Alfa dalgası rahatlaması


Bu yetenekler, görsel hafıza ve hızlı okuma gibi yetişkin hızlandırılmış öğrenme tekniklerinin çocuklara erken yaşta gösterilmesiyle keşfedilmiştir. Şüpheci yetişkinlerin aksine, 8 yaşından küçük ve hala özgürce inanan bir zihne sahip çocukların çoğu, sağ beyin öğrenme prensiplerini hemen kabullenip uygulayabilmektedirler.

Bu tekniklerle çalışılan küçük çocuklarda yıllar boyunca özellikle başta Japonya olmak üzere çok sayıda Uzak Doğu ülkesinde bu çocukların beyin yeteneklerinde ustalaşmasına tanıklık edilmiştir.

Tüm çocuklar hızlı öğrenme becerilerini ilgili oldukları konuda daha çok öğrenmede kullanırken, bazı çocuklar belli konularda özelleşmektedir.

Müzikal çocuklar mükemmel bir ses perdesine sahip olur.

Dilbilimsel çocuklar birkaç dili birden öğrenir.

Yaratıcı çocuklar planlarını hayata geçirmeden önce bütünsel görüntüleme kullanarak 3 boyutlu olarak görür.

Bizi öğretme konusunda bu kadar heyecanlandıran ve bu güzel mesajı yayma tutkumuzu canlı tutan da bu gördüğümüz kazançlardır.

Hamile annelerin rahatlayarak sağ beyin görüntülemesi yoluyla doğmamış bebekleriyle özel bir bağ kurmasına tanık olduk. Bebeklere, yürümeye başlayan ve okul öncesi çocuklara geri dönüş beklentisi olmaksızın sağ beyin eğitiminin sabırla sunulduğunu gördük.

Erken yaşta başlayanlar matematikçi, bilim insanı, sanatçı, yazar oldular, kendine güvenen konuşmacılar ve çok sayıda dil konuşabilen bireylere dönüştüler. Sağ beyin eğitimine bilginin su gibi emildiği ilk yıllarda başlayan çocuklar öğrenme hızlarını gerçek anlamda artırmayı başardılar.

“Özel ihtiyaçları” olan veya “geç gelişen” çocuklar ise kısa zamanda öğrenme güçlerinin eşsiz ve özel olduğunun farkına varmakta ve özgüven oluşumu ardından topluma kendilerini kabul ettirmektedirler.

Elbette değişimler sadece çocukların kalpleri ve zihinleriyle sınırlı değildir. Yetişkinler de durumdan nasiplerini almaktadırlar. Birkaç haftalık olumlu konuşma dili, görsel hafıza geliştirme ve rahatlama tekniği alıştırmasından sonra canlanan yetişkinlerle karşılaşmaktayız.

Son yıllarda gençlerin ve yetişkinlerin sağ beyin eğitimi içeren program aracılığıyla çocukluklarını yeniden keşfettiklerini gözlemlemekteyiz.

Yetişkinlerin dikkat eksikliği olarak algıladığı durum, çoğu zaman tam tersi bir olgu olan çocukların pek çok değişik biçimdeki verileri aynı anda alması yeteneğidir. Sağ beyin daha iyi anlaşıldığında bu özellik takdir edilecek ve okullarda değerlendirilecektir.

Çoklu-nesil öğrenme; siz eşsiz ve özel bir öğrencisiniz


Çocuklara Sağ Beyin Eğitimi ile ne kazandırmayı umuyoruz? Görsel hafıza? İleri-matematiksel hesap yeteneği? Hayır, hayır! Amacımız alsa yalnızca bu değil !

Aslında bu programın en önemli amacı kendini yeniden bulmaktır.

Her çocuğun ve yetişkinin, insanları ve çevresini nasıl da benzersiz bir şekilde algıladığına dair kendine güven hissi kazandırmaktır.

Bu olgunun kendisi zaten oldukça rahatlatıcı bir gerçektir. Yetişkinler rahatlar. Çocuklar artık kendilerini “aptal” hissetmez. Öğrenciler öğrenme yöntemlerini kişisel avantaj ve zayıflıklarına göre uyarlayabilirler.

Bu konuda ABD de Right Brain Kids adı altında (RBK) okul öncesi oyun yuvaları ve zenginleştirme merkezleri olan eski bir E.M.I. diplomalı Montessori eğitmeni olan Pamela Hicklein'ın bir anısını sizlerle paylaşmak isteriz:

"Sağ beyin dersleri vermeye yeni başladığımda, deneyim kazanmak için yerel bir anaokulunda haftada iki kere, ücretsiz ders verirdim. Adı James olan parlak, kızıl saçlı, oyun alanında koşuşturan, her türlü haylazlığı yapan bir çocuk vardı. Diğer öğretmenler beni James hakkında uyarmışlardı, onu “tamamen rahatlamış sağ beyin durumuna” getiremeyeceğime emindiler.
Tam da benim şansıma, James ziyaretlerimde kullandığım küçük sınıfıma ilk gelen çocuktu. Kalbimi ısıtan kocamın bir gülümsemesi vardı. İlk dersimizde ona hayali bir zihinsel yolculuğa çıkması için rahatlaması için yardım ettim. James capcanlı bir hayal gücüne sahipti!

İlgilendiğimiz konuyu ancak önerebilmiştim ki James oradan evrenin en uzak noktalarına ulaştığı bir maceraya atılmıştı bile. James’in sağ beyin durumuna geçmek için tamamen rahatlamasına gerek yoktu… James zaten sağ beyin durumunda gezip dolaşıyordu. Bazen oyun alanına gidip James’i izlerdim. Yaramazlıklarının çoğunun James’in “bizim gerçekliğimizde” yaşamamasından kaynaklandığını gördüm. Ör: öğretmenlerini ve çevresindekileri duymaması, zırhını kuşanmış bir şövalye, bir kovboy, bir şerif, bir astronot gibi davranması ve daha nicesi! James’e verdiğim en güzel hediye ailesine ve öğretmenlerine bıraktığım ve onun “üstün sağ beyin hünerlerini” anlattığım övgü dolu bir mektuptu. Tüm çocukların “üstün sağ beyin hünerleri” vardır ancak o gün James’in ailesinin onun ne kadar özel olduğunu – kesinlikle özeldi ve hala özel! – hissetmesi için bu sırrı açığa vurmadım."

Artık ne zaman sınıftan içeri yanında hüsran dolu ve bitkin yüzlü bir anne veya baba ile James gibi bir çocuk girse, çocuğu eğlenceli oyunlar oynamaya yönlendirerek, ailelerin rahatlamalarına odaklanıp, onlara çocuklarını kendi evrenlerini yaratırken bulabildikleri sağ beynin hayali dünyasına ulaşmalarında yardımcı olurum – tabi eğer bunu görebilecek göze sahiplerse –. Müteşekkir aileler çocuklarını sonsuz imkânlara sahip, doğuştan dahiler olarak görmeye başlar. Derse her gelişlerinde ilerlediklerini hissederim. Çocuklar daha mutludur. Ebeveynler daha saygılı, anlayışlı hale gelir ve çocuklarına hayranlık duyarlar. İçten bir karşılıklı sevgi ve takdir ortamı doğar ki bence bu öğrenmeye dalış için en iyi atlama tahtasıdır."

Sağ beyne nasıl erişiriz?


Sağ beyne adım atmak zihni rahatlatarak alfa dalgası durumuna getirmeyi gerektirir. Bebekler, yeni yürüyen ve küçük çocuklar çoğu zaman zaten bu evrededir ancak yaşları büyüyüp sol beyinleri geliştikçe beta ve alfa dalgaları arasında ileri-geri geçiş yaparlar. Yaşça büyük çocuklara Sağ Beyin Eğitimi vermek basit anlamda onları masum, güvenilir alfa durumlarına geri götürmeyi gerektirir.
Sesleri ve harfleri yavaş tempoda öğrenerek, sonra çabucak kelimelere geçmek, kitap okurken tekrar yavaş tempoya dönüp, en nihayetinde metinleri hızlı okumak çocuklar için doğal bir evrimdir.

Hafızalarının görselliğe dayanmasından dolayı fotoğrafik hafıza oyunları onlar için çocuk oyuncağıdır. Üç boyutlu alanlar yaratıp canlandırırlar. Alan diyoruz çünkü ne resim ne de fotoğraftırlar. Alanlar çocukların her açısını kendi iradelerine göre uyarlayıp, değiştirdikleri ve tüm duyularıyla hissettikleri zihinsel yerlerdir.
Çocukların sağ beyin erişimi ne kadar desteklenir, eğitimi ne kadar bütünsel olursa, o kadar dâhiyane yeteneğe ulaşılabilinir. Albert Einstein bu noktada bir örnek teşkil etmektedir.

Einstein’a gelişme geriliği teşhisi konmuş ve kendisi tutarlı olarak konuşmaya çok geç yaşlarda başlamıştır. Einstein’ın gelişme geriliği yalnızca sol beyin gelişimiyle bağlantılıdır. Bu gecikme sanılanın bir külfet değil, aksine – keşiflerinin çoğuna katkıda bulunan – bir lütuftur çünkü bu süre zarfında Einstein’ın sağ beyninde yaratıcı düşünceler dönüp durmaktayken, içsel hayal dünyası da gelişmiştir. Einstein’ın sol beyni, sağ beynine bu düşünceleri ifade edecek kadar etkili biçimde bağlandığında çağımızın en büyük fikirlerine imza atmıştır.

Çocukların bu olağanüstü yaratıcı zihni aynı zamanda oldukça hassas ve kırılgandır da. Strese maruz kaldıklarında yeteneklerinin çoğu da katlanarak gerilemektedir. Sağ beynin frekanslara duyarlı olduğunu hatırlayınız. Bu demektir ki stres her türlü maddesel formda ve hareketli olabilir. Tereddüt eden biri, çocuğun resmetme yeteneğini etkileyecek bir şüphe bulutu yaratabilir.

Bazen sentetik kıyafet veya halı gibi basit şeylerin aşırı duyarlı çocukların rahatlamasını ve derse katılımını olumsuz etkilediği doğrudur. Bunun yanında sıcaklık, ışık, beslenme, saatin kaç olduğu, hava, kokular, elektrik akımları ve daha birçok şey öğrenmeyi engelleyebilir. Ancak çocuğun öğrenme yeteneği üzerindeki en dramatik etki gözetimi altında olduğu insanlarla arasındaki bağdır.

Çocuklar kayıtsız şartsız sevgi gördüklerinde ve çocukluğun olağan hatalarını yaptıklarında sevecen, olumlu bir şekilde karşılanıp keşiflerine ve sevdiği dünyasına devam edebildiklerinde kendilerini iyi hissederler. Bu dayanak onların daha tutkulu bir şekilde öğrenmeye odaklanmalarına izin verir.

Yaratılış yetiştirilmeye karşı


Yaratılışın (çocuğun genetik yapısı) mı, yetiştirilmenin (çevre, kültür ve çocuğun gördüğü muamele) mi daha önemli olduğu sorusu eğitimci çevrelerde popüler bir sorudur. Çocukların büyüyüp gelişmesinde her ikisinin de rolü vardır ancak biz olayın yetiştirilme boyutuna katkıda bulunabildiğimiz için bu konuya odaklanırız. Dahası, çocuğun direkt karşılaştığı çevrenin sağ beyin yeteneklerini öne çıkarmasında etkili olduğunu gözlemlemekteyiz.

Beyin, sol beyin toplumunda nasıl gelişir?


Bebekler çevreleri hakkında bilgi toplamak için etkin olarak sağ beyinlerini kullanırlar. Çoğu insanın bilmediği ise bebeklerin aynı zamanda çevresindekilerle iletişim kurmak için de sağ beyinlerini kullandıklarıdır. Bir bebek iletişim kurmak için sağ beynini kullandığında, bilgi ebeveynlere duygu ve düşünce olarak taşınır. Çoğunlukla söyleme cevap vermeye alışan, sol beyin ebeveynler bu sezgisel kabulün ayrıntılarını kaçırabilir. Bebeğin konuşmaya başlamasını beklerler. Böylece bebek sadece “yaşamayı sürdürmek” için sol beynini geliştirmeye başlar. Sol beyin etkin bir şekilde sağ yarım küreye bağlanmaya başladığında bebek konuşmaya başlar ve ihtiyaçlarını, duygularını ebeveynleriyle bu yolla paylaşır.

Sağ beyin anlaşılmaz veya dinlenilmezse, sezgisel iletişim, algı ve öğrenme kullanılmamaktan dolayı gerileyecektir. Çoğu ebeveyn farkında olmadan sol beyin üstünlüğünü destekler – sonuçta söz konusu olan bizim dünyamız ve bizim dilimizdir, bunu çocuklarımızla paylaşmak isteriz –.

Beyin, tüm-beyin toplumunda nasıl gelişir?


Sol beyin gelişip olgunlaşırken sağ beynin de etkin tutulması durumunda, bütün faaliyetlerde tüm beyin kullanılacaktır. Ebeveynler kendi sezgilerini geliştirerek çocuklarıyla orta yolda buluşmaya çabaladığında sağ beyin serpilir. Bir bebek belli bir yiyecek, etkinlik, oyuncak isteğini, müzik dinlenmek veya ilgi istediğini düşünce ve duygularıyla anlattığında hemen bir tepki veya cevapla karşılaşırsa, sağ beyin yolunu açık tutmak için teşvik edilmiş olur.

Sol beyin bu zaman içinde kendi halinde, sağlıklı bir şekilde gelişir ve geliştiğinde de sağ beyinle arasında sezgi ve mantık bağı kurulur. Çocuklar sezgilerini ve sağduyularını kullanarak büyür. Rüya görebilir, hayal edebilir ve gelecek için etkili resimler yaratarak onları hayata geçirebilirler. Tüm bunlar sağ ve sol yarım küreler arasındaki dengeli iletişimin sağladığı güç sayesinde olasıdır.

Beynimizin yalnızca %3 ünü veya 5 ini kullanabiliyoruz gibi klişeleşmiş söylemler aslında günümüz toplumunda çocuk yetiştirme prensiplerinde sağ beyin özelliklerimizi bastırma eğilimli bir eğitim olgusundan kaynaklanmaktadır. Sonuç olarak sağ beyin eğitimi asla tek taraflı bir eğitim olmayıp sol beyin baskın günümüz dünyasında tüm beynimizi daha aktif kullanmamızı sağlayacak bir eğitim yöntemidir.

İlgili Aramalar: Sağ beyin eğitimi, Sağ beyin, Sol beyin, Erken eğitim, Evde erken eğitim, Beyin gelişimi, Bebek beyin gelişimi, Bebek, Bebeklerde öğrenme, Bebeklerde konuşma
Görüntüleme Sayısı: 9,338 Yayınlanma Tarihi: 11.11.2016
SevgiliBebek Sevgili Bebek

Yorum Yap

Sonraki Makale

Beyinde Frekanslar

Sol beyin dış duyuların – görme, duyma, tat alma, dokunma ve koku alma – algıladığı somut olgularla çalışmaktadır.