/ 
 / 
 / 
Kolik Bebek ve Bebeği Sakinleştirme Yöntemleri

Kolik Bebek ve Bebeği Sakinleştirme Yöntemleri

Bebek sahibi olmak, sizi çok mutlu edecek, hem şaşkına çevirecek, bazen de kaygılandıracak bir deneyimdir. Yeni bir ebeveyn olarak, üzerinde düşünmeniz gereken şey, bebeğinizin en temel ihtiyacının önce sevilmek olduğunu hatırlamalısınız. Sonraki ihtiyaçları beslenmek, yıkanmak ve uyumak gibi, yine sizinle doğrudan bağlantılı ihtiyaçlardır.

Çocuğum İsteklerini Ağlayarak Yaptırıyor!

Bebek acıktığında, uykusu geldiğinde, gazı olduğunda ağlayarak anne babasına haber verir, onlarla iletişime girmeye çalı

Her anne baba, bebeği beklerken bazı şeylerin nasıl olacağına dair hayaller kurar. Fakat çok az anne-baba , bebeğin huzursuz, çabuk ağlayan, zor sakinleşen bir bebek olabileceğini düşünür. Dolayısıyla böyle bir durumla karşılaşan anne babalar, panik yaşarlar. Özellikle ilk defa bebek sahibi olan anne babalar bebeklerini nasıl sakinleştirmeleri gerektiğini, kolik bebeği sakinleştirme yöntemlerini bilemezler.

Bebekler ağladığında anne-babaların düşündüğü bir kaç olasılık vardır. 'karnının aç olabileceği, altını kirletmiş olabileceği, gazının olduğu. Aslında panik, tüm bu ihtiyaçlar giderildiği halde bebek hala ağladığında başlar.

Bebekleri sakinleştirmek konusunda yaptığı araştırmalar ile tanınan Dr. Harvey Karp, zor sakinleştirilebilen bebeklerin sorunlarının belli şeylerden kaynaklandığını söylemektedir.

Ağlamak, bebeğinizin doğarken getirdiği bir reflektstir. Fakat bebeğinizin bazen öylesine sesler mi çıkardığı, yoksa size acilen ihtiyacı olup olmadığı yönünde bir takım sezgileriniz vardır. Bu mesajı hem beyninizle hem vücudunuzla alırsınız. Kalp atışlarınızdaki artma, kan basıncınızdaki yükseklik, avuçlarınızın içinin terlemesiyle, bebeğinizin acı dolu çığlıkları karşısında verdiğiniz tepkilerden birkaçı olabilir.

Bebeğinizi hastaneden ilk eve getirdiğinizde, çıkardığı her ses sizin için sorun olabilecek bir şey gibi görünür. Ağladığı zamanlar ise, eliniz ayağınıza karışabilir, nasıl davranacağınızı şaşırabilirsiniz. Bebeğinizi nasıl sakinleştireceğinizi bilmeyebilirsiniz. Tüm ihtiyaçlarını sizin karşılamanız gereken bir canlı karşınızda durmakta ve siz bazen tüm ihtiyaçlarını karşılamanıza rağmen onun çığlıklar attığını ve kendini sakinleştiremediğini görürsünüz. Bu durum kolik olarak adlandırılır.

Yenidoğanlar, hayatlarının ilk üç ayında, üç basit fakat ayırt edilebilir ses çıkarabilir.
Bunlar;
Sızlanma: Bu ses, bir memnuniyetsizlik hissettiğinde duyduğunuz hafif bir sestir.
Ağlama: bu ses, ihtiyacının acilen karşılanmasını ister ve bu sesin karşısında harekete geçersiniz.
Çığlık atma: Bu ses ise, oldukça yoğun bir sestir ve katlanması zordur.

Bir bebeğin katlanılması en zor çığlıkları bile, acıktığını, uykusunun geldiğini ya da altını ıslattığını gösterebilir. Bu ihtiyaçları karşılandığında ise, çoğunlukla bu ağlamalar son bulur. Fakat tüm bunlar denenmiş, sonuç hala çaresiz kaldığınız çığlıklarsa, bebeğinizin kolik olup olmadığından şüphelenebilirsiniz. Peki kolik bebeği sakinleştirme yöntemleri nelerdir bunlara kolik durumu inceleyerek başlayalım.

Kolik

Kolik sözünün anlamı, uzun bağırsaklardır. Eskiden bebeklerin gaz sancısı ya da karın ağrısı nedeniyle ağladığı ve sakinleştirilemediğine inanılırdı. Fakat bu sözcüğün anlamı zaman içinde değişti. Gaz sancısı dahi çekse bazı bebekler, daha kolay sakinleşebilmekte ve gazı çıkarıldığında rahatça uyuyabilmektedir. 

Oysa kolik bebekler, sebebi yalnızca gaz sancısına bağlanamayacak nedenlerle ağlamaya başlarlar. Tüm bebekler günde bir kaç dakikalık ağlama dönemlerinden geçerler. Bu döngüler yarım saat ile bir saat arasında sürer. Fakat kolik bebekler, oldukça sesli bir şekilde ağlar, çığlık atarlar ve bu ağlama krizlerinde sakinleştirilmeleri oldukça zordur. Bu çığlıklar, ebeveynlerin tüm çabalarına rapmen saatler boyu sürebilir.

Bebeğim Kolik mi?

Harvey Karp, bebeğin kolik olup olmadığını anlamak için bebeğin ''günde üç saat, haftada üç gün ve üç hafta üst üste'' ağlaması gerektiğini söyler. Oysa bazı doktorlar bu kurala uymayan ama sebep olmaksızın, sık sık ve zor sakinleştirilebilen ağlama krizlerine giren bebeklerine de kolik diyebilirler.

  • Acıyla kıvranır gibi görünür.
  • Tiz bir ağlamaları vardır(Çığlık sayılabilecek düzeyde)
  • Beslenme ya da kucağa alınmayla rahatlamazlar.
  • Kolik ağlama genellikle iki haftalıkken başlar, 6. Haftada zirve yapar ve üç ila dördüncü ayda sona erer.
  • Genellikle akşamları daha dayanılmaz çığllıklar atarlar.
  • Her kültürde kolik bebeğe rastlanmaz.

Kolik Neden olur?

Gaz Sancısı
Gaz sancısı, bebeğinizin rahatsız olmasına ve ağlamasına neden olabilir. Fakat gaz sancısı, başlı başına koliğin bir nedeni değildir. Doğru gaz çıkarma teknikleriyle, gazlı bir bebeği sakinleştirmek oldukça kolaydır.

Sindirim rahatsızlıkları
Çocuğunuzun bazı yiyecekleri sindirmek konusunda zorlukları olabilir. Bu bebeğinizi oldukça rahatsız edebilir fakat bu, koliğin tek başına nedeni olarak sayılamaz. Eğer tüm sorun sindirimle ilgili olsa, bebeğiniz her zaman emzirildikten sonra ağlardı. Oysa kolikte emzirilmeyle bağlantısız ağlamalar mevcuttur.

Annenin kaygısı
Anneler , bebeklerin doğumuyla birlikte oldukça stresli bir iş yapmaya başlarlar. Aaynı zamanda, genelde bebekler konusunda deneyimsizdirler ve hata yapmaktan korkarlar. Hata yaptıklarında ise, insanların onları izlediği ve eleştireceği korkusunu duyarlar. 

Evet, bebeğinizin sizin endişeli olup olmadığınızla ilgili bir ''his'' duyabilir fakat bu koliğin temeli değildir. Yani bebeğiniz, siz stresli olduğunuz ve onu sakinleştirmekte yetersiz kaldığınız için kolik olmaz.

Bebeğin mizacının huysuzluğu
Bebeğiniz zor bir bebek olabilir. Duyarlı olabilir ve kolayca sakinleşebilir. Oysa doğuştan getirdiği ve hayatının bir dönemini etkilemesini beklediğimiz ''mizaç özellikleri'' koliğin nedeni değildir. Eğer bu koliğin nedeni olsaydı, koliğin 5-6. aylık dönemden sonra da devam etmesini beklerdik.

Ana Rahmi İhtiyacı
Gaz sancıları, hazım sorunlaru, uyku problemleri, emzirmeyle ilgili sıkıntılar ve rutinde bozulmaların hepsi, koliği tetikleyen bir takım öğeler olabileceği gibi, koliğin temelinde, çocuğun doğumdan sonra bir süre daha ihtiyaç duyduğu ama bu ihtiyacının her zaman karşılanmadığı bir ''rahim içine benzer huzur ve ritm''kaybıdır. Bunun anlamı ise, bebeğin anne rahmindeki sıcaklığa, korunmaya ve sarmalanmaya ihtiyaç duyduğudur.

Bebekler 9 ayı belli bir ritmde anne karnında geçirirler. Anne rahmi, onlar için koruyucu bir zar gibidir. Beslenebildikleri, uyuyabildikleri, nefes alabildikleri, kısaca yaşabildikleri bir koruyucu alan. Bebek burada çoğunlukla huzur içindedir. Annenin fiziksel ve zihinsel olarak rahat bir hamileliği varsa bebek orada oldukça mutlu bir hayat geçirir. Fakat doğumla birlikte bebek, bu sakin, sessiz ve huzur verici ortamdan gürültülü ve renkli bir dünyaya gelirler. Bazı bebekler buna daha kolay uyum sağlarken bazı bebekler bu renkli dünyaya uyum sağlamakta zorlanır.

Dr. Harvey Karp'a göre, 9 aydan sonra gelen doğum süreci bebekler için erkendir. Bebeklerin , evrimsel bir takım çalışmalara göre anne rahminde fazladan 3 ay daha kalmaları gerektiğini söyler. Böylece doğumdan sonra bazı bebekler, ihtiyaç duydukları fazladan üç ayı bulamadıkları için kolik olurlar.

Harvey Karp, kolikle ilgili kültürel çalışmalar yapmış, koliğin bazı geleneksel doğum sonrası gelenekleri kullanan alt kültürlerde daha az rastlandığını bulmuştur. Harvey Karp'a göre kolik, Endonezya ve Hindistan gibi kültürlerde oldukça az görülmektedir. Bununun nedeninin ise, bebeklerin ihtiyaç duyduğu rahim içi koşulların dışarıda da sağlanması olarak belirtmektedir. Peki bunu sağlamak için ne yapmak gerekmektedir?

Kolikle Nasıl Baş edilir?

  1. Kundaklama: Bunun için şimdiye dek pek çok yol öne sürülse de, kolikle başa çıkmak için, eskiden kullanılan ''kundaklama'' yöntemi şimdilerde önemli bir sakinleştirici olarak görülmektedir. Böylece kundaklanan bebek, kendini ana rahminde gibi hisseder.
    Sakin, güvenli ve koruyucu bir zarın içinde. Hızlı ve kontrolsüz hareketleri ve reflekslerini kontrol altında tutmasını sağlar.
  2. Beslenme: Emzirme, bebeğinizin sadece karnını doyurmakla kalmayacağı gibi onu rahat ve güvende hissettmesini sağlar. Bazı anneler, bebeklerini disipline etmek adına, emzirmeye uzun aralar verir, saatli bir beslenme programı hazırlarlar.
    Oysa ki bebeğin emzirilmekle aldığı tek şey besin değildir. Bu yüzden, anneler, ilk aylarda, özellikle bebekleri kolikse, bebeklerini sık aralıklarla beslemelidir.
  3. Kucağa almak ve sakinleştirmek: Anne-babaların, bebeklerini disipline etmek için seçtikleri bir diğer yol ise, ağlayan bebeklerini kucaklarına almamaktır. Böylece, kucaklama davranışını pekiştirmek istemezler.
    Fakat, emzirmekte olduğu gibi, ağlayan ve sakinleşmek isteyen bebeğinizi kucağınıza almak, ten tene bir temas, onun sakinleşmesini hızlandırabilir.
  4. Mola verin: Kolik bir bebeği sakinleştirmek oldukça zahmetli ve yorucu olabilir. Anne babalar bu süreçte zaman zaman tükenmiş hissederler. Bu yüzden, anne ve babanın birbiriyle paslaşarak bu görevi yerine getirmesi rahatlatıcı olacaktır.
    Anne yorulduğunda baba, baba yorulduğunda ise anne. Tüm bebekler için bu sistem ebeveynleri rahatlatacak fakat kolikli bebeklerin ebeveynlerinde daha fazla ihtiyaç duyulacaktır.

Tüm bunlara rağmen, kolik bir bebeğe sahip olmak ve onu sakinleştirmek, tüm bunları okumak ve özümsemekten farklı bir şeydir. Bu yüzden yeni anne babalar, çoğunlukla sabrı tükenmiş hissedebilir, hatta bunu hissetmekten suçluluk duyabilirler. Oysa belki de her şeyden çok değer verdiğiniz varlığınızın kendine zarar verecek şekilde ağlaması, sizi oldukça çaresiz kılmakta, bu çaresizlik de öfke, hayalkırıklığı ve sonunda suçluluğu beraberinde getirebilmektedir. 

Yukarıda yazılanlar, kolik için %100 bir çözüm sağlamaktan öte, koliği anlamak ve onunla baş etmek için ilk basamakları atmanızı sağlar. Bu noktada, anne baba olarak sizin, dış dünyadan korkmuş ve ona uyum sağlamaktan zorlanan yavrunuzu sakinleştirmek için sakin kalmanız gerekmektedir.

İlgili aramalar: Kolik, Kolik Bebeği Sakinleştirme Yöntemleri, Kolik belirtileri, sakinleştirme yöntemleri, Kolik bebek, Kolik nedir
Görüntüleme Sayısı: 67,082 Yayınlanma Tarihi: 11.11.2016
Prof. Dr. Haluk C. Çokuğraş Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Yorum Yap

Sonraki Makale

Beyin Gelişimi ve Erken Eğitim

İnsan beyni de “kullan veya kaybet” prensibi ile çalışır.Yani beyin bu ilk yıllarda başlarak yoğun olarak yarattığı bağl